11 Kasım 2016 Cuma

ÇOCUK




Büyüdün mü çocuk,
Hala korkuyor musun?
Büyüklerin dünyası,
Bir yıldız kadar uzakta mı hala,
Hayallerine gülüyorlar mı?
Vazgeçtin mi hayal kurmaktan,
Avuçlarında tutabiliyor musun hayatı?
Yoksa toparlayıp verdiler mi eline,
Yaşayamadığın günleri de..

Üzgünüm çocuk,
Biz de eskiden küçüktük
Hayallerimizi hep unuttuk!
Seni hiç anlamadık,
Bizi affetme çocuk!

Sezen

9 Kasım 2016 Çarşamba

MUSTAFA KEMAL


atilla ilhan atatürk ile ilgili görsel sonucu

dağ başını efkâr almış
gümüş dere durmaz ağlar
gözyaşından kana kesmiş gözlerim
ben ağlarım çayır ağlar çimen ağlar
ağlar ağlar cihan ağlar
mızıkalar iniler ırlam ırlam dövülür
altmış üç ilimiz altmış üç yetim
yıllar gelir geçer kuşlar gelir geçer
her geçen seni bizden parça parça götürür
mustafa'm mustafa kemal'im

diz dövdüm
gözlerim şavkı aktı sakarya'nın suyuna
sakarya'nın suları nâmın söyleşir
hemşehrim sakarya öksüz sakarya
ankara'dan uçan kuşlar
kemal'im der günler günü çağrışır
kahrolur bulutlara karışır
gök bulut yaşmak bulut
uca dağlar dev boyunlu morca dağlar
divan durmuş bekleşir
mustafa'm mustafa kemal'im

nasıl böyle varıp geldin hoşgeldin
çıngı kaymış yalazlanmış gözlerin
şol yüzünde güneş südü sıcaklık
ellerinden öperim mustafa kemal
senin dalın yaprağın biz senin fidanların
biz bunları yapmadık
sen elbette bilirsin bilirsin mustafa kemal
elsiz ayaksız bir yeşil yılan
yaptıklarını yıkıyorlar mustafa kemal
hani bir vakitler kubilay'ı kestiler
çün buyurdun kesenleri astılar
sen uyudun asılanlar dirildi
mustafa'm mustafa kemal'im


karalar kuşanmış karadeniz akmam diyor
dokunmayın ağlamaktan bıkmam diyor
bu gece kıyamet gecesi bu vapur bandırma vapuru
yattığı yer nur olsun mustafa kemal
ben ölümden korkmam diyor
korkmam diyen dilleri toz oldu toprak oldu
değirmen döndü dolandı yıllar oldu
bir kusur işledik bağışlar mı kimbilir
o bize öğretmedi kazan kaldırmasını
günahı vebali öğretenin boynuna
erdirip oldurana ana avrat sövmesini
yüreğim kırıldı kanım kurudu
var git karadeniz var git başımdan
mızıka çalındı düğün mü sandın
bir yol koyup gideni gelir mi sandın
mustafa'm mustafa kemal'im

ankara'nın taşına bak
tut ki baktım uzar gider efkârım
çayır ağlar çimen ağlar ben ağlarım
gözlerimin yaşına bak
ankara kalesi'nde rasattepe'de
bir akça şahan gezer dolanır
yaşın yaşın mezarını aranır
şu dünyanın işine bak
mustafa'm mustafa  kemal'im





Attila İLHAN

10 KASIM

21 Ekim 2016 Cuma

AVUKATLIK HALLERİNDEN BİR DEMET...

Mesleğimi seviyorum. Sonradan şikayet ediyorum gibi görünebilir diye önceden söyleyeyim dedim. Ne kadar çok avukat var diyorsunuz eminim tabelalara bakarak. Evet kalabalığız, sayıca çok görünüyoruz ve çoğumuz elimizden geleni yapıyoruz. Ekonomik sorunlarla boğuşanlarımız olduğu gibi lüksün dibine vuranlarımız da var. Dışarıdan para içinde yüzüyor gibi algılanıyor muyuz bilmiyorum ama ben çocukken avukatlar öyle görünüyordu. Şimdilerde belki sayıca çoğalmamızdan dolayı anasının gözü , para elinin kiri tiplerden olmadığımız anlaşılmıştır diye düşünüyorum.

Neyse anlatmak istediğim maddi koşullar değil. Mesleğimizin hissi boyutu. Bazı meslekler vardır ve biz onlara iyi günümüzde gitmeyiz. Çok mutluyum avukatımı göreyim acaba bugün keyfi nasıl diye düşünülmez. Dertler anlatılır anlatılır, bazen ağlanır. Bazen bizim elimizden bi şey gelmez çaresizlik hissederiz, çay söyleriz, kolonya ve mendil uzatırız, her şey daha iyi olacak umutsuzluk yok deriz. Bizler yani lüksün dibine vuramayan ve vuramayacak olanlarımız, acısının acısını yaşayanlarla her gün karşılaşırız. Sokakta, telefonda, ofisimizde. Sizin ağladığına hiç şahit olmadığınız dağ gibi adamların çocuk yüreğini biz görüyoruz. İnsan olmanın haysiyetinin süründüğü yerlerde de varız, sevinçten ağlayanların da yanındayız. Cezaevlerinde yaşananları görürüz, bazen mahkumların esprilerine, yaşama azimlerine hayran kalırız. Dışarıdakiler iyi, sen de iyi ol deriz. Vesselam bazen avukat mıyız, psikolog muyuz, yaşam koçu muyuz belli olmuyor. Bazen günler çok teselli, az para, çok iş, çok umut dolu geçiyor. Bazı günler bana bunları yazdırıyor...

Sezen

15 Ekim 2016 Cumartesi

ÇELİŞKİ




Söyleyince anlamı kalmıyor sanki
Söylemezsen dert olur, içinde büyür.
Çok laf usandırır belki ama
Anlatamamak öldürür.

İkisinin ortasını, işin özünü bulmalı,
Konuşmadan anlatmayı da denedik.
Kimse anlamadı.

sezen

12 Ekim 2016 Çarşamba

BİLDİĞİN GİBİ DEĞİL



Toprak olmuş toz,
Ev dediğin beton.
Herkes herkese dokunuyor,
Kimse kimseyi hissetmiyor.
Bağırıyoruz alabildiğine,
Kimse kimseyi duymuyor.
Yalnızlıktan korkar olmuşuz,
Yakasına yapışmışız insanoğlunun,
Aslında kimse kimseyi sevmiyor!

Biz çok değiştik!
Artık bildiğimiz gibi değiliz.
Sandığımız kişi hiç değiliz.
Bizi sorarsan buralarda,
Ne kimseye yaranabildik
Ne de bir şey başarabildik.
Bilme bizi, bırak boşver,
Bildiğin gibi değiliz..


SEZEN

ELİMDEN GELEN BU


atilla ilhan ile ilgili görsel sonucu


Elimden gelen bu ben iki kişiyim 
Çoğalmak neyse ne azalmak zor 
Birisi seni her an bırakıp gittiğim 
Öbürü kan gibi tutulmuş seviyor 
Ağzındaki acı alnındaki çizgiyim 
Gözlerine kirli bir bulut getirdim 
Hiçbir sevinç aydınlığı onu silemiyor 

Elimden gelen bu ben iki kişiyim 
Birisi kapadığın kapılardan gitmiyor 
Yağmur yağmaksa o güneş açmaksa o 
Bir yerin üşüse onun sıcaklığı 
Öbürü en içten çağrını işitmiyor 
Alıp tutmaksa o basıp gitmekse o 
Bakışları kıyısız deniz uzaklığı 

Elimden gelen bu ben iki kişiyim 
İkisi birden çıkmaya uğraşıyor 
Bilmem ki hangisinden nasıl vazgeçeyim 
Birisi yeni baştan serüvene başlamış 
Öbürü silahında son mermiyi sıkıyor 
Çoğalmak neyse ne azalmak zor



ATTİLA İLHAN





DEĞMEZ




Bazen konuşmaya değmez,
Nasılsa bir cevabı vardır.
O, her şekilde haklıdır.
Nedense bir onun, her hakkı saklıdır!
Kim suçlu, kim güçlü,
Karışmış bence kafası,
Susmakta buldum çözümü
Bazen gerçekten "değmez"...

Sezen