17 Aralık 2010 Cuma

BIRAK GİTSİN


Durmuş bana neler neler anlatıyorlar,
Kendileri bulamamış cevabı
Bana soruyorlar.
"Kendinize bakın" demek geldi içimden.
Ne sevda istiyorum ne de bir öğüt!
Düşünmesin isterse gözlerimin rengini,
Hangi dala konduysa şimdi,
Beni değil, kendini savursun.
Hadi, hem kendini hem beni unutsun!


Sezen

4 yorum:

Profösör dedi ki...

O kimse
kendini unutmamış olsaydı
seni unutmazdı.
Seni unutmuş olmalı ki,
kendini de unutmuş.
Onun " kendine bakacak "
hayrı mı var ki...

Kelimeler Dunyasi dedi ki...

Beni gülümsettiniz profösör, çok teşekkür ederim...

Profösör dedi ki...

Vaktiyle ergin bir şeyh, yıllarca yanında yetiştirdiği müridini imtihan etmek ister. Onun eline iri bir pırlanta verip:

“Oğlum” der “Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.”

Mürit elinde pırlanta bir bakkal dükkanına girer ve “Şunu alır mısınız?” diye sorar . Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği mücevheri alır; elinde evirir çevirir; sonra:

“Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın” der. Mürit teşekkür edip çıkar.

Bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği mücevhere ancak bir beş lira vermeye razı olur. Üçüncü olarak semerciye gidir: "Buna ne verirsiniz?” diye sorar

Semerci şöyle bir bakar,

“Bu" der “benim semerlere iyi süs olur. Bundan “kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm.”

Mürit en son olarak kuyumcuya gider. Kuyumcu mücevheri görünce yerinden fırlar.

“Bu kadar büyük pırlantayı nereden buldun?” diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder. “Buna kaç lira istiyorsun?”

Mürit sorar:

"Siz ne veriyorsunuz?” 

“Ne istiyorsan veririm.”

Mürit,

“Hayır veremem.” diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar:

"Ne olur bunu bana sat. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim.” Mürit emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.

Şeyhinin yanına dönen mürit büyük bir şaşkınlık içinde macerasını anlatır.

Şeyh sorar:

“Bundan ne anladın?”

Mürit cevap verir:

“Bir şey ancak değerini bilenin yanında kıymetlidir.”...
o pırlanta benim elimde daha değerli olur..çamura düşssede fark etmez....

(Hayırlı pazarlar dilerim..)

Kelimeler Dunyasi dedi ki...

Güzel bir öykü, çok teşekkür ederim.Size de hayırlı pazarlar..